Ana SayfaEkonomiCitigroup'un 2026 Yıl Sonu Türkiye Enflasyon Tahmini ve Nisan Ayı Faiz Beklentisi

Citigroup’un 2026 Yıl Sonu Türkiye Enflasyon Tahmini ve Nisan Ayı Faiz Beklentisi

ABD merkezli küresel yatırım bankası Citigroup’un son değerlendirmelerine göre, Türkiye’deki manşet enflasyonun 2026 yılı sonunda yüzde 29 seviyelerinde dengelenmesi öngörülüyor. Kurum ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yaklaşan para politikası toplantısında mevcut faiz oranlarında bir değişikliğe gitmesini beklemiyor. Banka ekonomistleri tarafından cuma günü yayımlanan bilgi notunda, devam eden İran savaşının makroekonomik zemin üzerinde yeni baskılar yarattığına dikkat çekilerek, fiyat istikrarı etrafındaki belirsizliklerin derinleştiği ve risklerin yukarı yönlü olduğu vurgulandı.

Dolarizasyon ve Yavaşlayan Büyüme Politika Risklerini Artırıyor

Citi ekonomistleri, enflasyon beklentilerini yatıştırmak için yalnızca döviz kurlarında sağlanacak istikrarın yeterli olmayabileceğini öne sürüyor. Uzmanlar; süreklilik arz eden enerji maliyetleri, artan dolarizasyon riskleri, zayıflayan büyüme beklentileri ve tırmanan rekabet endişelerinin bir araya gelerek politika yapıcılar için çok daha zorlu bir tablo çizdiğini ifade ediyor.

Türk lirasını istikrara kavuşturmak ve döviz talebini dizginlemek amacıyla, çatışmaların ilk dört ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın net rezervlerinden yaptığı satışların 56 milyar doları aştığı belirtiliyor. Banka bu süreçte altın rezervlerinin bir bölümünü elden çıkarırken, aynı zamanda Türk lirası karşılığı dolar ve altın karşılığı dolar swap ihalelerini de devreye aldı. Geleceğe bakıldığında Citi, nisan ayındaki toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını bekliyor. Ancak kurum, rezervler üzerindeki baskının sürmesi veya yurt içi mevduat davranışlarında bir değişim yaşanması durumunda ilave sıkılaştırma adımlarının tekrar gündeme gelebileceğinin sinyalini veriyor.

Enerji Maliyetleri Enflasyon Görünümünü Baskılamayı Sürdürüyor

Mart ayında enflasyon yüzde 30,9 seviyesine gerilerken, aylık bazda fiyat artışı yüzde 2 ile piyasa beklentilerinin altında kaldı. Enerji fiyatlarındaki tırmanışa paralel olarak ulaşım maliyetleri de artış gösterdi, ancak Türkiye’nin uyguladığı eşel mobil akaryakıt vergi mekanizması sayesinde bu yükseliş yüzde 4,5 seviyesiyle sınırlandırıldı.

Yine de makroekonomik boyuttaki genel tablonun gerginliğini koruduğu görülüyor. Yüksek hacimli bir enerji ithalatçısı olan Türkiye, doğrudan tüketici fiyatlarına yansımaya devam eden yüksek petrol fiyatlarının yarattığı kesintisiz bir baskıyla karşı karşıya.

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın yakın dönemde belirttiği üzere, Brent petrol fiyatlarındaki her yüzde 10’luk artış, manşet enflasyona 1,1 puanlık bir ek yük getiriyor. Petrolün varil fiyatının 110 dolar sınırında seyretmesi, enflasyon üzerinde potansiyel 5,5 puanlık bir etki ihtimaline işaret ediyor ve genel görünümün dış şoklara karşı ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.

Bir sonraki Para Politikası Kurulu toplantısının 22 Nisan tarihinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments