Ana SayfaTeknoloji2025’te yapay zekâ küresel gündemi belirledi

2025’te yapay zekâ küresel gündemi belirledi

Yapay zekâ, 2025’in en etkili dinamiklerinden biri haline gelerek küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdi. Ancak bu hızlı yayılma; istihdam kayıpları, çevresel sürdürülebilirlik ve düzenleme ihtiyacı gibi başlıklarda tartışmaları da büyüttü. Hükümetler, şirketler ve toplumlar, teknolojinin hızına ayak uydurmaya çalışırken fırsat ve risk arasındaki denge daha görünür hale geldi.

Üretim hatlarından finansal hizmetlere kadar pek çok alanda AI destekli sistemler; maliyetleri düşürmek, süreçleri hızlandırmak ve karar alma mekanizmalarını güçlendirmek için devreye alındı. Bu yaygın kullanım şirketlere yeni değer alanları açarken, aynı dönüşüm “kaybolan işler”, artan enerji tüketimi ve yeterince kontrol edilmeden kullanılan sistemlerin sosyal etkileri konusunda endişeleri derinleştirdi.

Otomasyon ve yeni pazarlar ekonomiye ivme kazandırdı

2025 boyunca lojistik, sağlık, finans ve hizmetler gibi sektörlerde şirketler operasyonlarını sadeleştirmek için yapay zekâya daha fazla yaslandı. Rutin işlerin önemli bir bölümü otomatik sistemlere devredilirken, veriye dayalı araçlar üretim planlaması, tedarik zinciri yönetimi ve finansal risk değerlendirmesinde firmalara hız ve verim sağladı. Bu değişimin dünya genelinde milyarlarca dolarlık tasarruflar yarattığı ve şirketleri iş modellerini yeniden kurgulamaya ittiği aktarılıyor.

PwC’nin nisan ayında yayımladığı bir raporda, küresel ölçekte AI kullanımının 2035’e kadar dünya ekonomisini %15’e varan oranda büyütebileceği ve ortalama olarak yıllık küresel büyümeye yaklaşık 1 puan ekleyebileceği öngörüldü. Raporda bu etkinin, 19. yüzyıldaki sanayileşme dalgasına benzer ölçekte olduğu belirtilirken, şirketlerin dönüşüm baskısının son 25 yılın en yüksek seviyesine çıktığı ve bunun başlıca küresel sektörlerin çoğunu etkilediği vurgulandı.

Aynı değerlendirmede, yapay zekânın önümüzdeki on yılda geleneksel sektör sınırlarını daha da belirsizleştireceği ifade edildi. Elektrikli araçlar, bataryalar ve yazılımı aynı çatı altında buluşturan “mobilite” gibi yeni kümelerin, endüstriler arasında ekonomik değerin yeniden dağılmasında kritik rol oynayabileceği kaydedildi.

Büyümenin bedeli: İklim riski ve kaynak baskısı

AI kaynaklı büyüme hızlanırken, iklimle bağlantılı risklerin ekonomik projeksiyonlar üzerinde baskı kurmayı sürdürdüğü belirtiliyor. PwC, iklim değişikliğinin fiziksel etkilerinin 2035’e gelindiğinde küresel ekonomiyi potansiyelinin yaklaşık %7 altında bırakabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan yapay zekânın kendisi de, veri merkezlerine dayanan altyapı ihtiyacı nedeniyle çevresel yükü artıran unsurlardan biri olarak öne çıktı.

Yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımlar büyüdükçe, dünya genelinde veri merkezi sayısı da artış gösterdi; bu durum inşaat, enerji ve teknoloji alanlarında hareketlilik yaratırken, elektrik ve su tüketimine ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Bulut hizmetleri ile AI uygulamalarını çalıştıran bu tesislerin çok yüksek miktarda enerji ve su kullandığına dikkat çekiliyor.

ABD’de 4 binden fazla veri merkezi bulunduğu, bu merkezlerin elektrik tüketiminin ülke toplam kullanımının %4’ünü aştığı ve talebin önümüzdeki yıllarda daha da artmasının beklendiği ifade ediliyor. Büyük ölçekli, yapay zekâ odaklı tek bir veri merkezinin; yaklaşık 100 bin hanelik küçük bir kentin tüketimine yakın elektrik harcayabildiği de vurgulanıyor.

Su tarafında da benzer bir tablo var: Soğutma sistemleri aşırı ısınmayı engellemek için ciddi miktarda suya ihtiyaç duyuyor. Google’ın 2024’te veri merkezlerinde 22,7 milyar litre su tükettiğini bildirdiği, AI projeleri genişledikçe bu rakamın yükselmesinin muhtemel olduğu aktarılıyor.

İş gücü dengesi değişti: Yeni meslekler, kaybolan roller

Yapay zekânın yaygınlaşması istihdam açısından ikili bir resim yarattı. Bir yandan AI mühendisliği, veri bilimi, siber güvenlik ve algoritma denetimi gibi alanlarda uzman talebi arttı. Diğer yandan otomasyon baskısı, birçok geleneksel rolün sürdürülebilirliğini zorlaştırdı.

Dünya Ekonomik Forumu’nun “Future of Jobs 2025” raporunda, yapay zekâ temelli otomasyon ve ilişkili teknolojiler nedeniyle 2030’a kadar dünya genelinde yaklaşık 92 milyon işin ortadan kalkabileceği tahmin edildi. Özellikle rutin ve tekrarlayan işlerin daha kırılgan olduğu, idari destek, müşteri hizmetleri ile bazı muhasebe/ofis fonksiyonlarının risk altında bulunduğu belirtildi.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) da benzer bir uyarı yaparak, sekreterlik ve idari asistanlık gibi mesleklerde iş kaybı riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çekti. ILO; yeniden beceri kazandırma, mesleki geçiş ve eğitim politikalarının etkileri yumuşatmak için kritik olduğunu vurgularken, AI verimliliğinin doğru yönetilmemesi halinde mevcut eşitsizlikleri derinleştirebileceği uyarısında bulundu.

Düzenleme hamleleri: Yasaklar, güvenlik önlemleri ve deepfake’ler

AI araçları gündelik yaşama daha fazla karıştıkça, devletlerin riskleri ve kötüye kullanımı sınırlamak için adım attığı görüldü. Avrupa Birliği’nde 2024’te yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası kapsamında bazı temel yasakların Şubat 2025’te devreye girdiği; buna göre iş yerleri ve eğitim kurumlarında rıza olmadan yüz tanıma ve duygu tanıma sistemlerinin kullanımına yönelik kısıtlamaların öne çıktığı ifade edildi.

ABD’de ise Mayıs ayında imzalanan TAKE IT DOWN Act ile özellikle rızaya dayanmayan deepfake görüntü ve videoların (özellikle mahrem içerikler) hedef alındığı belirtildi. Bu adımlar, yapay zekânın yanlış kullanımının mahremiyet ve toplumsal güven üzerindeki etkilerine ilişkin artan kaygıların bir yansıması olarak değerlendirildi.

Kamuoyundaki güveni sarsan gelişmeler arasında; veri toplama endişeleri nedeniyle bazı yabancı sohbet botlarına getirilen kısıtlamalar ve özel sohbet botu konuşmalarının arama motoru sonuçlarında göründüğüne dair haberler de öne çıktı.

Ekonominin ötesi: Yerel yaşam, altyapı ve ruh sağlığı tartışmaları

2025’te AI’nin etkisi yalnızca büyüme ve istihdamla sınırlı kalmadı; toplumsal hayatın farklı alanlarına da yayıldı. Özellikle ABD’de Texas, Virginia ve Minnesota gibi bölgelerde veri merkezlerine yakın yaşayan topluluklar, yerel altyapı üzerindeki yükten şikâyet etti. Bazı bölgelerde elektrik ve su faturalarında artış, gürültü kirliliği ve su kalitesine dair endişelerin gündeme geldiği aktarıldı.

Diğer taraftan AI tabanlı sohbet botlarının yaygınlaşması, ruh sağlığı açısından da yeni soruları beraberinde getirdi. Stanford Üniversitesi’nin İnsan Merkezli Yapay Zekâ Enstitüsü (HAI) tarafından öne çıkarılan değerlendirmelerde, bu tür araçların bazı zihinsel rahatsızlıklarda önyargılı davranabildiği ve profesyonel destek ya da insan ilişkilerinin yerine konulduğunda riskli yönlendirmelere neden olabileceği uyarıları yer aldı.

Sonuç: Fırsatlarla birlikte zor kararlar dönemi

2025’in genel tablosu, yapay zekânın büyümeyi ve yeniliği hızlandıran güçlü bir motor olduğunu, ancak aynı anda istihdam, çevre, güvenlik ve toplumsal etkiler başlıklarında karmaşık sorunları öne çıkardığını gösterdi. Bu nedenle birçok ülke ve kurum için önümüzdeki dönem, fırsatı büyütürken riski yönetmenin yollarını bulma dönemi olarak şekilleniyor.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments