ABD Başkanı Donald Trump‘ın, İran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere yönelik %25 oranında ek gümrük vergisi uygulayacağını duyurması, Ankara’da endişe dalgasına yol açtı. Özellikle enerji konusunda komşusu İran’a belirli bir oranda bağımlı olan Türkiye, bu yaptırımların kendi ekonomisine nasıl yansıyacağını yakından takip ediyor. Beyaz Saray’ın henüz uygulama detaylarını netleştirmemiş olması, bu kararın Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi stratejik ortaklar üzerindeki baskısının boyutunu belirsiz kılıyor. Ancak uluslararası analistler, asıl hedefin İran’ın en büyük ticaret ortağı olan Çin olduğu görüşünde birleşiyor.
Türkiye ve İran: Enerji ve Ticaretin Stratejik Ortaklığı
Ekonomik Karmaşıklık Gözlemevi (OEC) tarafından paylaşılan 2023 verileri, İran’ın toplam 42,3 milyar dolarlık bir ticaret hacmine sahip olduğunu gösteriyor. Bu ticaret ağında Çin liderliğini korurken, Türkiye hem ihracat hem de ithalatta kritik bir konumda yer alıyor. 2018 öncesinde 11,47 milyar dolar seviyelerinde olan ikili ticaret, yaptırımların ardından 5 milyar dolar bandına gerilemiş olsa da 2025 yılının ilk 11 ayında 4,99 milyar dolarlık bir hacme ulaştı.
İki ülke arasındaki ticari bağlar şu temel unsurlara dayanıyor:
- İhracat Ürünleri: Türkiye’den İran’a ağırlıklı olarak makine, ekipman, plastik, kimyasal ve tarım ürünleri gönderiliyor.
- İthalat Ürünleri: Türkiye, İran’dan metal ve tarım ürünlerinin yanı sıra stratejik öneme sahip doğal gaz alımı gerçekleştiriyor.
- Doğal Gaz Bağımlılığı: 2024 yılında Türkiye’nin toplam gaz ihtiyacının %13,49’u İran tarafından karşılandı. Kasım ayında bu oran %17,64’e kadar yükseldi.
- Lojistik Hatlar: 560 kilometrelik ortak sınır ve üç aktif gümrük kapısı, Asya ile Avrupa arasındaki kara ticareti için hayati bir koridor oluşturuyor. 2025’te bu kapılardan 250 binden fazla tır geçiş yaptı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Haziran ayındaki bölgesel gerilimler sırasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin doğal gazının önemli bir kısmını İran’dan aldığını, ancak bu tedarikleri ikame etme kapasitesine sahip olduğunu” belirterek Türkiye’nin enerji arz güvenliğine vurgu yapmıştı. Aralık 2024’te Tahran’da temaslarda bulunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise iki ülke arasındaki ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkarma hedefini yinelemişti.
ABD Pazarı ve Türkiye İçin Risk Analizi
%25’lik ek vergi tehdidi, Türk ihracatçıların ABD pazarındaki rekabet gücünü doğrudan tehdit ediyor. 2025’in ilk 11 ayında Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacmi 30 milyar doları aşarken, ABD; Avrupa Birliği’nin ardından Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı konumuna yükseldi.
Uzmanların değerlendirmeleri şu noktalarda yoğunlaşıyor:
- Maliyet Baskısı: TEPAV Direktörü Prof. Dr. Hakki Hakan Yılmaz, bu kararın 2018’deki yaptırım sürecinden sonra Türk ekonomisi üzerinde ikinci bir büyük baskı oluşturabileceğini savunuyor.
- Finansal Kayıp: TEPAV Ticaret Araştırmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran, olası maliyetin 4 milyar dolara yaklaşabileceğini, ancak iki ülkenin 100 milyar dolarlık ticaret hedefi doğrultusunda Türkiye’ye muafiyet tanınabileceğini öngörüyor.
- Enerji Sözleşmeleri: Dr. Muhdan Sağlam, Temmuz ayında sona erecek olan gaz sözleşmesinin, ABD baskısı nedeniyle daha düşük hacimlerle yenilenebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Denklem: Vergi Savaşlarının Odağındaki Çin
Birçok analiste göre, Trump’ın bu sert hamlesinin asıl muhatabı Pekin yönetimi. Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %80’ini gerçekleştirerek yıllık 43 milyar dolarlık bir enerji akışını yönetiyor. 2025 yılı başından itibaren ABD ve Çin arasında tırmanan ticaret savaşları, gümrük vergilerinin %145 seviyelerine kadar çıkmasına neden olmuştu. Ekim 2025’te imzalanan geçici ateşkes ile vergiler %47’ye çekilmiş olsa da, yeni %25’lik ek yükün bu oranı tekrar %70’in üzerine çıkarması bekleniyor.
Çinli yetkililer ise bu duruma karşı sessiz kalmayacaklarını belirtiyor. Fudan Üniversitesi’nden Wu Xinbo, “Çin’in ek gümrük vergilerine sert tepki vereceğini ve Washington’un yeni ticaret cezalarına devam etmesi halinde Pekin’in misilleme yapmaya hazır olduğunu” ifade ederek küresel bir ticaret çatışmasının sinyallerini verdi. Öte yandan, geçmişteki Rusya yaptırımlarında görülen uygulama boşlukları, bu yeni vergi kararının pratikte ne kadar sıkı denetleneceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.





