Ana SayfaGündemTürkiye'de Kadınların Eğitim Seviyesi Yükseliyor Ancak İstihdamda Erkeklerin Gerisinde Kalıyor

Türkiye’de Kadınların Eğitim Seviyesi Yükseliyor Ancak İstihdamda Erkeklerin Gerisinde Kalıyor

Türkiye’de kadınların eğitim seviyesi geçmiş on yıllara kıyasla önemli ölçüde yükseliyor olsa da, iş gücüne katılımları erkeklerin çok gerisinde seyretmeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kamuoyuyla paylaşılan “İstatistiklerle Kadın 2025” raporu, ülkedeki kadınların sosyal, demografik ve ekonomik durumlarına dair detaylı bir tablo çiziyor.

Veriler, Türkiye nüfusunun %49,98’inin kadınlardan oluştuğunu gösteriyor; ülkede 43,03 milyon kadın ve 43,06 milyon erkek bulunuyor. Eğitim alanındaki gözle görülür iyileşmelere ve belirli meslek dallarındaki temsil artışına rağmen, rapor, istihdam piyasasında ve kamusal hayatın diğer alanlarında derin cinsiyet uçurumlarının sürdüğüne dikkat çekiyor.

Türkiye’de İstihdam Uçurumu Devam Ediyor

Türkiye’deki kadınların eğitim düzeyinde son yıllarda hızlı bir tırmanış yaşandı. Ulusal eğitim verilerine göre, 25 yaş ve üzeri nüfusta en az bir eğitim kademesini tamamlayan bireylerin oranı 2008’de %75,1 iken 2024’te %92,6’ya ulaştı. Bu oran kadınlarda aynı zaman diliminde %67,5’ten %88,3’e çıkarken, erkeklerde %97’yi buldu.

Yükseköğrenim diplomasına sahip kadınların sayısında da belirgin bir büyüme kaydedildi. 2008 yılında 25 yaş ve üstü kadınların sadece %7,1’i üniversite mezunuyken, bu oran 2024’te %23,6’ya yükseldi. Ne var ki eğitimdeki bu genişleme, iş gücü piyasasına adil ve eşit bir katılım olarak yansımadı.

TÜİK istatistiklerine göre, 2024 yılında 15 yaş ve üzeri bireyler için genel istihdam oranı %49,5 olarak tespit edildi. İstihdam edilen erkeklerin oranı %66,9 iken, kadınlarda bu oran yalnızca %32,5’te kaldı. İş gücüne katılım oranlarında da benzer bir eşitsizlik göze çarpıyor. 2024’te erkeklerin %72’si iş gücüne dahil olurken, kadınların sadece %36,8’i iş gücünde yer aldı.

Eğitimin, istihdam sonuçları üzerinde kritik bir rol oynadığı açıkça görülüyor. Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne katılım oranları da hızla artıyor:

  • Okuma yazma bilmeyen kadınlarda iş gücüne katılım: %14,6
  • Lise altı eğitim düzeyine sahip kadınlarda: %27,5
  • Lise mezunu kadınlarda: %38,5
  • Mesleki ve teknik lise mezunlarında: %43,8
  • Yükseköğretim mezunu kadınlarda: %68,7

İstihdamda bölgesel farklılıklar da kendini gösteriyor. En yüksek genel istihdam oranı %54,7 ile Antalya, Isparta ve Burdur yöresinde gözlemlenirken; en düşük oranlar %39,5 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ile Van, Muş, Bitlis, Hakkari bölgelerinde kaydedildi. Ayrıca, kadınların yarı zamanlı çalışma eğilimi erkeklere göre daha yüksek. 2024’te çalışan kadınların %18,3’ü yarı zamanlı işlerde görev yaparken, erkeklerde bu oran %9 olarak gerçekleşti.

Kadınların Temsil Oranlarında Yavaş Ama İstikrarlı Artış

Rapor, kadınların akademi, siyaset ve üst düzey yönetim kademelerindeki temsilinde kademeli bir artış olduğunu ortaya koyuyor.

Yükseköğretimde, 2010-2011 akademik yılında %27,6 olan kadın profesör oranı, 2024-2025 döneminde %34,9’a yükseldi. Kadın doçentlerin payı ise aynı dönemde %32,2’den %43,3’e çıktı. Liderlik pozisyonlarında da büyüme yaşansa da oranlar hâlâ sınırlı seviyelerde:

  • Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki kadınların oranı 2012’deki %14,4 seviyesinden 2024’te %21,5’e ulaştı (erkekler hâlâ bu rollerin %78,5’ini elinde tutuyor).
  • 2025 yılı itibarıyla BIST 50 endeksinde yer alan şirketlerin yönetim kurullarında kadınların oranı %18,3’e çıkarken (2016’da %12,2), erkeklerin temsil oranı %81,7 oldu.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) 592 milletvekilinin 118’ini kadınlar oluşturuyor; bu da %19,9’luk bir temsil anlamına geliyor.
  • Kadın büyükelçilerin oranı 2011’de %11,9 iken 2025’te %28,4’e tırmandı.
  • Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) sektöründe kadınlar 2024 yılında toplam personelin %34,2’sini oluştururken, en yüksek pay %47,9 ile yükseköğretim kurumlarında görüldü.

Türkiye’de Kadınlara Yönelik Şiddetin En Yaygın Türleri

Raporda ayrıca kadına yönelik şiddet konulu ulusal anketin sonuçlarına da yer veriliyor. Verilere göre, kadınların hayatları boyunca en sık maruz kaldıkları şiddet türü %28,2 ile psikolojik şiddet. Bildirilen diğer şiddet biçimleri ise şu şekilde sıralanıyor:

  • Ekonomik şiddet: %18,3
  • Fiziksel şiddet: %12,8
  • Israrlı takip (Stalking): %10,9
  • Dijital şiddet: %8,3
  • Cinsel şiddet: %5,4

Şiddet vakalarının büyük bir çoğunluğu yakın ilişkiler içerisinde gerçekleşiyor. Şiddet gördüğünü belirten kadınların %39,5’i bu eylemin bir eş, eski eş veya partner tarafından yapıldığını ifade ediyor. Rapor, eğitim düzeyine bağlı olarak şiddet türlerinin değiştiğine de vurgu yapıyor; eğitim seviyesi arttıkça ekonomik şiddet azalırken, yükseköğrenim görmüş kadınlar arasında dijital taciz ve ısrarlı takip bildirimleri artış gösteriyor.

Evlilik Eğilimleri ve Demografik Veriler

Evlilik istatistikleri, Türkiye’de kadınların erkeklere oranla ortalamada daha erken yaşta evlendiğini gösteriyor. 2025 yılında ilk evlilik yaşı ortalaması kadınlarda 26, erkeklerde ise 28,5 olarak belirlendi.

Evlilik alışkanlıklarında bölgesel farklılıklar da öne çıkıyor. İlk evlilikte en yüksek yaş ortalaması Tunceli’de (kadınlarda 29,6, erkeklerde 32,4) görülürken; en düşük yaş ortalamaları kadınlarda 23,7 ile Kilis’te, erkeklerde ise 26,4 ile Şanlıurfa’da kaydedildi.

2025 yılında karara bağlanan boşanma davalarında çocukların velayeti büyük oranda (%74,6) annelere verilirken, babaların velayet alma oranı %25,4 oldu. Raporun demografik verileri, Türkiye’de kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığını da ortaya koyuyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlar için 80,7 yıl, erkekler için ise 75,5 yıl olarak hesaplandı ve bu durum 5,2 yıllık bir yaşam süresi farkı yaratıyor.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments