Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması adına şu an ortada ciddi bir girişim bulunmadığını, ancak Tahran yönetiminin gayriresmi diplomasi kanallarına sıcak bakabileceğini ifade etti.
The Associated Press’e verdiği mülakatta Fidan, mevcut bölgesel savaşı tetikleyen ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından, diplomatik çözüm için ortamın pek uygun olmadığını dile getirdi. Bakan Fidan, durumu değerlendirirken “Şartlar pek elverişli değil,” ifadelerini kullandı ve İranlı yetkililerin, ABD ile nükleer görüşmeler yürüttükleri bir dönemde saldırıya uğramaları sebebiyle kendilerini “ihanete uğramış” hissettiklerini sözlerine ekledi. Tahran’ın olası tutumu hakkında ise şu tahminde bulundu: “Mantıklı her türlü arka kapı diplomasisine açık olduklarını düşünüyorum,”
Türkiye Çatışmaların Dışında Kalmayı Hedefliyor
Bakan Fidan, Türkiye’nin birincil amacının Ortadoğu’da giderek yayılan bu savaşın tamamen dışında kalmak olduğunu vurguladı. Bilindiği üzere Ankara, iki hafta önce çatışmalar henüz patlak vermeden evvel Washington ile Tahran arasında ara buluculuk yapma girişiminde bulunmuştu.
Süreç içerisinde Türkiye, hem ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırılarını hem de Tahran’ın ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine yönelik misillemelerini eleştiren bir tutum sergiledi. Fidan, İranlı mevkidaşlarını bu tarz misilleme saldırılarını durdurmaları konusunda uyardığını belirtti.
Bununla birlikte Türkiye, ülke hava sahasında NATO savunma sistemleri aracılığıyla, İran’dan fırlatıldığı değerlendirilen üç füzeyi havada imha etti. Fidan’ın aktardığına göre, eldeki veriler füzelerin çıkış noktasının İran olduğunu açıkça gösterse de İranlı yetkililer Türkiye’yi hedef aldıkları yönündeki iddiaları reddetti.
NATO savunma kalkanının görevini başarıyla yerine getirdiğini belirten Dışişleri Bakanı, şu an için askeri bir karşılık verme seçeneğini masadan kaldırdı. Fidan, Türkiye’nin kararlı duruşunu şu doğrudan sözlerle özetledi: “Kışkırtıldığımızı ve kışkırtılacağımızı biliyorum ama hedefimiz bu. Bu savaşın dışında kalmak istiyoruz.”
Lider Değişimi Sonrası İran’daki Güç Dengeleri
İran’ın yeni dini lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in daha önce gerçekleşen bir saldırıda aldığı yaraların ne derece ciddi olduğunu bilmediğini aktaran Fidan, yine de liderin hayatta olduğunu ve görevini sürdürdüğünü kaydetti. Bilindiği gibi Mücteba Hamaney, savaşın başladığı 28 Şubat tarihinde hayatını kaybeden babası Ayetullah Ali Hamaney’in yerine geçmişti.
Dışişleri Bakanı, bu liderlik değişim sürecinin ve yeni liderin sağlık durumunun İran’ın yönetim kademesinde geçici bir otorite boşluğu yarattığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bence bu boşluk Devrim Muhafızları’nın yüksek komutası tarafından dolduruldu,”
Savaş Öncesindeki Başarısız Ara Buluculuk Girişimi
Çatışmalar başlamadan önce Türkiye; Amerika Birleşik Devletleri, İran ve diğer bölge ülkelerinin katılımıyla İstanbul’da kapsamlı görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif etmişti.
Ancak İran tarafı, bölgesel aktörlerin yer almadığı ve yalnızca nükleer programına odaklanan, Umman’ın ara buluculuğundaki müzakereleri tercih etti. Fakat bu süreç de nihayetinde sonuçsuz kaldı. Fidan, İran yönetiminin kendi füze programını ve Lübnan’daki Hizbullah ile Iraklı milis güçler de dahil olmak üzere bölgede desteklediği silahlı grupları masaya yatırmayı kesinlikle reddettiğini vurguladı. Oysa Türkiye’nin önerdiği daha geniş çaplı çerçevede, ABD ile İran nükleer meseleleri çözerken, diğer bölge ülkelerinin de Tahran ile olan bölgesel güvenlik endişelerini müzakere etmesi planlanıyordu.





