İki ABD’li yetkili ve arabulucu ülkelerden bir diplomatın açıklamalarına göre, ABD ile İran arasındaki doğrudan müzakerelerin yeni turu perşembe günü gibi erken bir tarihte gerçekleşebilir.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump İran’ın “bu sabah aradığını” ve bir anlaşma yapmak istediğini duyurdu. Eş zamanlı olarak 11 farklı kaynağa dayandırılan bir Reuters haberi, İslamabad’da yapılan görüşmelerin nükleer program, Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş varlıklar üzerindeki anlaşmazlıklar sebebiyle çökmeden önce “%80 oranında tamamlandığını” gün yüzüne çıkardı.
Yeni Görüşmeler ‘Perşembe Günü Kadar Erken’ Olabilir
The Associated Press’e (AP) konuşan iki ABD’li yetkili ve sürece aşina bir isim, her iki tarafın da önümüzdeki hafta sona erecek ateşkesten önce yeni bir yüz yüze müzakere turu düzenlemeyi hedeflediğini aktardı. Arabulucu ülkelerden birine mensup bir diplomat ise durumu bir adım öteye taşıyarak, “Tahran ve Washington yeni bir tur için çoktan anlaştı” ifadelerini kullandı.
Potansiyel ev sahibi olarak İslamabad’ın ismi yeniden masaya gelirken, Cenevre ihtimali de seçenekler arasında değerlendiriliyor. Yetkililer, “Zamanlama henüz kesinleşmedi ancak görüşmeler perşembe günü yapılabilir” derken, tarafların aynı delegasyon seviyesiyle katılıp katılmayacağı belirsizliğini koruyor.
Pazartesi günü gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, İran’ın “bu sabah aradığını” ve “bir anlaşma yapmak istediklerini” söyledi. Başkan Trump sözlerine şöyle devam etti: “İran ve biz nükleer hariç pek çok noktada anlaştık ama bence bunu da kabul edecekler. Bundan eminim. İran nükleer bir silaha sahip olamaz. Eğer bunu kabul etmezlerse, anlaşma da olmaz.” Reuters, Trump’ın söz konusu telefon görüşmesine dair iddiasını bağımsız olarak henüz doğrulayamadı.
Bir ABD’li yetkili, “ABD ile İran arasında devam eden bir temas ve bir anlaşmaya varmak için ileriye dönük bir hareket” olduğunu ifade etti.
Beyaz Saray sözcüsü Olivia Wales ise sürece dair şu yorumu yaptı: “İran asla nükleer silaha sahip olamaz ve Başkan Trump’ın müzakere ekibi bu kırmızı çizgiye ve diğer pek çok maddeye sadık kaldı. Bir anlaşmaya varılması yönündeki temaslar devam ediyor.”
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de pazartesi günü yaptığı açıklamada çabaların sürdüğünü vurgulayarak, “Sorunların çözümü için tam bir çabanın hala devam ettiğini size söylemek isterim” dedi.
İslamabad’ın Perde Arkası: %80 Tamamlandı, Sonra Çöktü
Reuters, müzakerelerin iç yüzüne hakim 11 kaynağa dayandırdığı haberinde, Serena Hotel’in kapalı kapıları ardında nelerin yaşandığına dair bugüne kadarki en detaylı dökümü paylaştı.
Görüşmeler iki ayrı kanat ve bir ortak alanda yürütüldü; bir bölüm ABD tarafına, diğeri İranlılara ve üçüncüsü ise Pakistanlı arabulucuların yer aldığı üçlü toplantılara ayrılmıştı. Ana salonda telefon kullanımına izin verilmemesi, aralarında JD Vance ve Mohammad Bagher Ghalibaf’ın da bulunduğu delegeleri, ülkelerine mesaj gönderebilmek için molalarda dışarı çıkmak zorunda bıraktı.
Süreci yakından takip eden Pakistanlı bir hükümet kaynağı Reuters’e yaptığı açıklamada, “Görüşmelerin ortasında bir dönüm noktası yaşanacağına ve iki tarafın bir anlaşmaya varacağına dair güçlü bir umut vardı. Ancak işler bir anda değişti” dedi.
Görüşmelere katılan bir başka kaynak ise tarafların anlaşmaya “çok yaklaştığını” ve o an için çözüme kavuşturamadıkları sorunlarla karşılaşmadan hemen önce “%80 oranında anlaştıklarını” dile getirdi.
11 kaynaktan dördü, diyaloğun zaman zaman en azından bir çerçeve anlaşması ortaya çıkarmaya çok yakın göründüğünü, ancak İran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı ve Tahran’ın erişim talep ettiği dondurulmuş varlıkların miktarı gibi kritik konularda tıkandığını belirtti.
İranlı kaynaklar, “İslamabad’daki en esaslı görüş alışverişleri Vance, Ghalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi arasında gerçekleşti” bilgisini aktardı.
Bir güvenlik kaynağı ise odadaki atmosferi, “İnişler ve çıkışlar oldu. Gergin anlar yaşandı. İnsanlar odadan çıktı ve sonra geri döndü” şeklinde özetledi.
‘Size Nasıl Güvenebiliriz?’, Araghchi’nin Sert Çıkışı
Reuters’a bilgi veren iki İranlı kaynağa göre, “Tartışmalar garantilere, saldırmazlık güvencelerine ve yaptırımların hafifletilmesine kaydığında, normalde sakin tavırlı olan Araghchi’nin tonu sertleşti.”
Kaynaklar, Araghchi’nin şu sözlerini doğrudan aktardı: “Cenevre’deki son toplantıda, diplomasi sürerken ABD’nin saldırmayacağını söylemiştiniz. Şimdi size nasıl güvenebiliriz?”
Bilindiği üzere, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısı, iki tarafın Cenevre’de gerçekleştirdiği bir önceki müzakere turundan sadece iki gün sonra başlamıştı.
Görüşmelerin bir noktasında, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir ve Dışişleri Bakanı İshak Dar bir çay molası verip iki tarafı yeniden ayrı odalara yönlendirmeden önce, müzakere odasının dışından yüksek sesli tartışmalar duyuldu.
Her İki Tarafın da Anlaşma İçin Güçlü Nedenleri Var
Reuters, her iki tarafın üzerinde hissettiği yapısal baskılara dikkat çekti. ABD’nin İran’a yönelik askeri hamleleri iç politikada pek destek görmezken, İran hükümetini devirmesi de pek olası görünmüyor. Öte yandan Tahran’ın küresel enerji rotalarını tıkaması, ABD’deki ara seçimlere aylar kala enflasyonu yukarı çekiyor. İran cephesinde ise ekonominin aldığı savaş hasarı, kitlesel ölümlerle bastırılan protestolardan sadece haftalar sonra, ülke liderliğini içeriden zayıflatma riski taşıyor.
Bir Beyaz Saray yetkilisi tarafından detaylandırılan ABD’nin kırmızı çizgileri şunları kapsıyor:
- İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerine son vermesi.
- Tüm büyük uranyum zenginleştirme tesislerinin sökülmesi.
- Elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi.
- Bölgesel müttefikleri de içine alan daha geniş bir barış ve güvenlik çerçevesini kabul etmesi.
- Vekil güçlere sağlanan finansal desteğin kesilmesi.
- Hürmüz Boğazı’nın hiçbir geçiş ücreti talep edilmeksizin tamamen açılması.
İran’ın talepleri listesinde ise; kalıcı ve garantili bir ateşkes, İran’a ya da müttefiklerine yönelik gelecekteki olası saldırıların önlenmesi, tüm birincil ve ikincil yaptırımların kaldırılması, el konulan varlıkların serbest bırakılması, uranyum zenginleştirme haklarının tanınması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün sürdürülmesi yer alıyor.
Orta Doğu merkezli bir diplomat, JD Vance’in İslamabad’dan ayrılmasının ardından arabulucular ve Washington arasındaki iletişimin kesilmediğini, Pakistan’ın iki başkent arasında aktif olarak mesaj taşımaya devam ettiğini bildirdi.





