Türkiye’de yüksek tansiyon (hipertansiyon) artık sadece ileri yaştaki bireylerin sorunu olmaktan çıkmış durumda. Uzmanlar, bu tehlikeli rahatsızlığın günümüzde 30’lu yaşlardaki kişilerde bile giderek artan bir sıklıkla teşhis edildiği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
Bu çarpıcı uyarı, 16-19 Mayıs tarihleri arasında Samsun Büyükşehir Belediyesi çok amaçlı salonunda düzenlenen ve ana teması “Yapay Zeka Çağında Aile Hekimliği” olan 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi’nde gündeme getirildi. Etkinlikteki hipertansiyon farkındalığı oturumları, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü ile eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
“Sessiz Katil” ve Beraberinde Getirdiği Ölümcül Riskler
Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdinç Yavuz, hastalığın çoğunlukla hiçbir belirti göstermemesi nedeniyle pek çok hastanın kendi durumundan habersiz kaldığını belirterek, hipertansiyonun bir “sessiz katil” olarak adlandırıldığını ifade etti.
Yavuz, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun kalp krizlerine, felçlere, kalp yetmezliğine ve kronik böbrek yetmezliğine yol açabildiğine dikkat çekti. Ayrıca diyaliz hastalarının çok ciddi bir kısmının, kan basınçlarının kontrol edilememesi yüzünden bu kritik aşamaya geldiğini vurguladı.
Farkındalık Eksikliği ve Beslenme Alışkanlıklarının Rolü
Araştırmalara göre, hipertansiyon hastalarının yalnızca yarısı hastalıklarının bilincinde. Durumunu bilip ilaç tedavisi görenlerin ise sadece yarısı kan basıncı seviyelerini yeterli ölçüde kontrol altında tutabiliyor.
Vatandaşlara kayıtlı oldukları aile hekimini düzenli olarak ziyaret etmelerini öneren Prof. Dr. Yavuz, imkanı olanların evde kendi kişisel cihazlarıyla ölçüm yapmalarını tavsiye etti. Yüksek değerler tespit edildiğinde ise tanı ve tedavi süreci için vakit kaybetmeden en yakın aile sağlığı merkezine başvurulması gerektiğini belirtti.
Türkiye’deki beslenme alışkanlıklarının tansiyon kontrolünde büyük bir engel oluşturduğuna da değinen Yavuz; ekmek, salata, peynir ve zeytin gibi sık tüketilen gıdalardaki yüksek tuz oranının altını çizdi. İlaç tedavisinin yanı sıra, hastaların yaşam tarzlarında yapması gereken temel değişiklikleri şu şekilde sıraladı:
- Tuz tüketiminin büyük oranda azaltılması
- Düzenli yürüyüş ve fiziksel egzersiz yapılması
- Sağlıklı ve dengeli bir beslenme rutinine geçilmesi
Prof. Dr. Yavuz’un paylaştığı istatistiklere göre Türkiye’deki her üç yetişkinden biri hipertansiyon hastası, ancak toplumdaki genel farkındalık düzeyi hala oldukça düşük seviyelerde. Uzman isim, hastaların tanı konulduktan sonra düzenli olarak izlenmesinin, teşhis ve tedavinin kendisi kadar kritik bir öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.
‘Artık bir yaşlı hastalığı değil’
Prof. Dr. Yavuz, hastalığın genç yaş gruplarına doğru kaymasının temelinde artan obezite oranlarının, yükselen insülin direncinin ve giderek genişleyen bel çevrelerinin yattığını belirtti. Geçmişte tedavi veya takibin 40 yaş ve sonrasında başlanmasını öneren klinik kılavuzların, ortaya çıkan bu yeni eğilim ışığında daha erken yaşlara çekildiğini kaydetti.
Güncel Sağlık Bakanlığı yönergeleri, 18 yaş ve üzerindeki tüm yetişkinlerin kan basınçlarını yılda en az bir kez ölçtürmelerini önemle tavsiye ediyor.
Genç Hastalarda Dirençli Hipertansiyon Üzerine Ödüllü Çalışma
Gençlerde görülen hipertansiyon vakalarına dikkat çeken bir diğer önemli bilimsel çalışma ise 25. Uluslararası Doğu Akdeniz Aile Hekimliği Kongresi’nde sunuldu.
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Aile Hekimliği Anabilim Dalı’ndan Dr. Mustafa Cihat Çeliköz ve Araştırma Görevlisi Dr. Betül Karaağaç tarafından hazırlanan araştırma, En İyi Poster Bildirisi kategorisinde üçüncülük ödülünü kazandı. Söz konusu çalışma, genç bir hastada görülen inatçı baş ağrıları ile dirençli hipertansiyonun arkasında yatan nadir bir endokrinolojik nedeni mercek altına aldı.
Araştırmacılar, bu projenin genç yetişkinlerde görülen dirençli hipertansiyonun temel nedenlerine yönelik klinik farkındalığı artırması, eğitsel değeri ve son derece sistematik olan tanı yaklaşımı sayesinde bu ödüle layık görüldüğünü ifade ettiler.





