Yunanistan, Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren Türk balıkçı teknelerinin “yasa dışı” olduğunu iddia ettiği eylemleri ve deniz hukukunun ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa Birliği’nden duruma el atmasını talep etti. Politico’nun yayınladığı rapora göre, Yunanistan Denizcilik Bakanı Vasilis Kikilias, Cuma günü Atina’da AB Balıkçılık ve Okyanuslar Komiseri Costas Kadis ile bir araya gelerek konuyu masaya yatırdı.
Kikilias yaptığı açıklamada doğrudan, “AB’nin müdahalesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bakan sözlerine şu şekilde devam etti: “Deniz sınırlarımız aynı zamanda Avrupa’nın sınırlarıdır ve deniz hukuku herkes için geçerlidir.”
Atina’da Kadis ile gerçekleştirdiği toplantıda Kikilias, Türk balıkçı gemilerini Yunanistan’ın denizcilik haklarını gasp etmekle suçladı. AB yetkilisine konuyu aktarırken bunu “balıkçılarımızı ve balıkçılığımızı ilgilendiren büyük bir sorun” olarak tanımlayan Yunan bakan, şikayetini şu sözlerle detaylandırdı: “Türk komşularımızın yasa dışı balıkçılık faaliyetleri, deniz hukukuna saygı göstermemeleri ve egemenlik haklarımızı sorgulayan kışkırtıcı davranışları.”
Yunanistan’ın deniz hudutlarının aynı zamanda Avrupa’nın hudutları olduğunu bir kez daha hatırlatan Kikilias, Brüksel’i acilen göreve davet etti.
Türkiye’nin ‘Mavi Vatan Yasası’ Hazırlığı ve Artan Tansiyon
Atina yönetiminin bu son hamlesi, Ankara’nın deniz yetki alanlarına yönelik iddialarını resmi iç hukuk kurallarına dönüştürmeyi hedefleyen kapsamlı bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı döneme denk geldi.
Geçtiğimiz hafta Bloomberg tarafından servis edilen habere göre; planlanan bu yeni mevzuat, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de tartışmalara konu olan bölgelerdeki iddialarını hukuki bir zemine oturtmak ve muhtemel doğal gaz kaynakları üzerindeki yetkisini resmileştirmek adına attığı ilk büyük adım olacak. Ancak yasa tasarısının TBMM’ye ne zaman sunulacağı şimdilik belirsizliğini koruyor.
Diğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, kamuoyunda “Mavi Vatan Yasası” olarak da isimlendirilen Deniz Yetki Alanları Kanunu üzerindeki çalışmaların son durumu hakkında bilgi verdi. Bakanlık, söz konusu yasanın deniz yetki alanlarındaki görev ve sorumlulukları netleştireceğini, ayrıca iç hukuktaki mevcut yasal boşlukları gidereceğini belirtti. Türk yetkililer ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin deniz yetki alanlarındaki tüm hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumayı sürdüreceğinin altını çizdi.
Mavi Vatan Doktrini Hakkında Öne Çıkan Detaylar:
- Ortaya Çıkışı: Bu denizcilik stratejisi, ilk olarak 2006 yılında Cem Gürdeniz ve Cihat Yaycı gibi emekli Türk deniz subayları tarafından geliştirildi.
- Kapsamı: Doktrin; Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz bölgelerindeki karasularını, kıta sahanlığı haklarını ve münhasır ekonomik bölgelere dair iddiaları içeriyor.
- Yüzölçümü: Türk resmi makamlarına göre, bu doktrin tahmini olarak 462.000 kilometrekarelik devasa bir deniz yetki alanını kapsıyor.
- Yasal Taslak: Hazırlanan tasarıya göre; Ege Denizi’nde Türkiye’nin karasuları 6 deniz mili olarak korunurken, Karadeniz ve Akdeniz sahillerinde 12 deniz mili olarak resmen kayıt altına alınacak.
- Özel Bölgeler: İlgili yasa teklifi, Cumhurbaşkanlığı makamına “özel statülü deniz bölgeleri” ilan etme yetkisini de tanıyacak.
Deniz Sınırları Üzerinde On Yıllardır Süren Anlaşmazlık
Her iki devlet de NATO şemsiyesi altında müttefik olmalarına karşın; Türkiye ve Yunanistan on yıllardır deniz sınırlarının çizilmesi, kıta sahanlığı talepleri, münhasır ekonomik bölgeler ve Kıbrıs meselesi gibi çok sayıda başlıkta derin anlaşmazlıklar yaşıyor.
Atina yönetimi, kendilerinin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ve uluslararası hukuk kuralları gereğince, Yunan adalarının eksiksiz kıta sahanlığına ve münhasır ekonomik bölge haklarına sahip olduğunu iddia ediyor.
UNCLOS sözleşmesini imzalamayan Türkiye ise Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu taleplerini “maksimalist” (aşırıcı) bularak kesin bir dille reddediyor. Ankara, bilhassa Ege gibi yarı kapalı denizlerde deniz sınırlarının adalar baz alınarak değil, öncelikli olarak ana kara kıyı şeritleri hesaba katılarak çizilmesi gerektiğini savunuyor.
Doğu Akdeniz’deki bu tarihi kriz, 2010’lu yıllarda Mısır, İsrail ve Kıbrıs açıkları civarında devasa doğal gaz yataklarının bulunmasıyla daha da alevlendi. Türkiye ayrıca, Kıbrıslı Türklerin bu hidrokarbon zenginliğinden ve bölgedeki enerji işbirliği projelerinden kasıtlı olarak dışlandığını dile getiriyor.
Tüm bu gelişmelerin ışığında Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ise kısa süre önce yaptığı bir açıklamada, uluslararası hukukun dışında kalan tek taraflı denizcilik iddialarının “başarısız olmaya mahkumdur.” şeklinde sonuçlanacağını belirtti.





